June 17th, 2010Efenim?
Buraya hiç yazmadım, yazıyorum.
Önceki cümlenin gizli öznesi bilmem kaçıncı çoğul şahıstır aslında. Özneler objektif bir değerlendirme yapamadığı için subjektif tekilliklere mahkumdur. Bu nedenle okuyan dil bilgisi perspektifinden cümledeki özneye tekillik atfediyor ister istemez. Zira dil bilgisi şekilcidir, devrik anlamları da sevmez, gizli öznelerin kişiliklerinin belirsizliklerini de.
Edilgenlik her ne kadar gizli öznelere isyan da olsa, müpheme müracaatı ancak fiilin faili olmaktan kaçan tercih eder. Yazının kendisi müphem olamaz, eğer onu okuyan varsa. Zira yazmak muhataba yapılır ve muhatab yazıyı okuyandır. Muhatab belirli ise mektup denir ona. Mektup da “sana” yazılır, şu anki yazı ise dil bilgisinde zamiri olmayan eşhasa. Yazı, yazanı okuyana açıkça gösterir, okuma yazana direkt muhataplıktır.
Yazı edilgence yazılmamalıdır o halde. “Sana” doğru da yazılmaz. Yazı, sahibinin fail olduğu açık bir fiildir. O aslında hep ben dir. Ama bu ben değildir ehemmiyet arzeden. Muhataba ne söylediğidir, muhatabın ne kadarını anlamadığıdır. Okuyan anlıyorum dese de okuduğuna değil, kendi ben‘ine bakar genelde. Maalesef…
Buraya hiç yazılmadı, yazan benim…